19 Aralık 2008 Cuma

SAKİN GÖLLERİN KUĞUSUYDUK...

Halojen lamba mı 6 ok mu?
Cevab veremem,
Neden vereyim?
Emekçi alın teri yok sayılırken,
Proleter güç göz ardı edilirken,
Cevab neden vereyim.
Vermem, kimseye!
Bankadaki milyonlarca dölarım göz göre göre erirken,
Bu cevab niye?!
Konutlarımın ederi dibe vurmuşken,
Nasıl unuturum devrimi,
Mevduatlarım mı tek endişem?
Hayır!
Sen ki bana hoyratlanmış el kızı,
Sen ki bana tövbelenmiş mercimek çorbası,
Hani dağılan ekmeğin buğusu,
Hani göğsümün daralması,
Olmasaydı sonumuz böyle…
Hiç biriniz beni yolumdan geri çeviremez,
Ne benli, ne de bensiz,
En çok da bensiz,
Belki de kimsesiz,
Lehman Brothersız…



Not : Ve evet sevgili şiir dilencileri, yine ben. Genç Şair Sinan is back!!! Döndüğümde sizleri hala daha burada bulabilmek inanın şiirin tabiatına aykırı ama insan doğasına o kadar yakın ki anlatamam : ))) Ne de olsa insanım tüm şairliğimin yanında. İşte bir süre uzak da kalsam içimde yükselen şiir yazma tutkusunun kırbaçlarına daha fazla dayanamadım ve fışkırdım. Adeta duygusal bir orgazmın dışa boşalımını üzerlerimizde hissettik dizelerimde. Hepimiz ıslandık, hepimiz semenliyiz. Şiirin yazılımını bir doğum olarak algılarsak her bir dize bir tektonik vuruştur, her bir kelime bir ileri ya da bir geri harekettir! Zamansa sadece bir mekandır olum bitimin şahidi. İşte bu duygular eşliğinde sizlere, kendime ve en önemlisi devrimci literatüre bir şiir daha bırakmanın kutlu gönencini içimde taşıyor, ister istemez duygusal anlar yaşıyorum. Bu ne şiir be bu böyle! Bu ne kutlu payaslı duygular!!! Tam da hayatın bam teline soktuk itirazımızı! Güncelden çıkıp evrensele muhalefet ettik. Ama olsun ne de olsa konumuz şiir, eninde sonunda hepimiz bir gün bir şiir yazıp hayatımızı onun emrine sunacağız, bundan kaçış yok. Ben ömrü hayatımda şiir yazmamış birisi görmedim. Umarım da görmek nasip olmaz. Çünkü şiir yazmamış birini görmek demek Deccalin dünyaya indiğini haber almakla eşdeğerdir nazarımda ki o gün, işte o gün en büyük emelim devrimin vücuda getirilmiş olmasıdır. İşte sadece devrimin ihtimalden çıkıp realiteye hükmettiğini görmek bana Deccale “Siktir lan ordan” deme hakkını verir dostlarım bilmem yanılıyor muyum? Bence yanılmıyorum. Burada toplanmış tüm emekçi dostlar bence bu fikri Nişantaşında bir cafede dostlarıyla Martini Bianco tokuşturarak kutlamak dışında bir şey düşünmüyordur yahut Portakallı ördeğin o lokum gibi etlerini çatalıyla ayırdıktan sonra ağzına götürüp hemen akabinde yanıbaşında yatan soyulmuş, dilimlenmiş bir parça portakalı ağzına atmak… O iki müthiş tadı aynı anda hissetmek adeta emek vermek ve devrime gönül vermek. Ah dostlarım bunlar hep ortak duygular ve nerde ortak duygu var işte orada başlar devrim, işte orada başlar ortak vicdan, ortak devinim. Ve eğer illa ki bir tanrı varsa yeryüzünde o da şiirdir ki onun suretinde biz faniler zaman denilen Azrailin mesaisini duyumsarız. Azrail denince sakın korkmayınız, dikkat edin o da mesaide yani emekçi. Azrail de bir proleterdir bilmem anlatabildim mi? Duygularımı sizler gibi münevverlerle paylaştığım için o kadar gönençliyim ki anlatılmaz. Sevgiyle kalın, şiirle kanıksayın…

MERHABA !!!!

GŞS

8 yorum:

aşkın dedi ki...

Merhaba Sinan
Devrim - Proleter - Emekçi...
Yoksa sen Muro denen filmi mi izledin?
Daha kötüsü malum dizinin fanı?

Cehenneme hoşgeldin değerli Sinan

Porsgemsheniark! dedi ki...

Sinan yoldas selam sana ;

Bir difuzyon adeta bir evrensel piyasalarda daralma bu siir. Pek septik pek daglayici.. Takipciniz nick cave comrade'in easy money adli paylasimi ile de baglasimlar tasiyor. Bak nick ne demis :

...
easy money
money, man, it is a bitch
the poor, they spoil it for the rich
with my face pressed in the clover
i wondered when this would be over
and at home we are all so guilty-sad

easy money
pour it down the open drain
pour it all through my veins
pour it down, yeah, let it rain
and pour that ever-loving stuff down on me

now, i'm sitting pretty down on the bank
life shuffles past at a low interest rate
in the money-coloured meadows
and all the interesting shadows
they leap up, then dissipate


Yani diyor ki hayatimizda dusuk faiz oranlari sebebiyle dalgalanmalar yasiyoruz. Kahrolsun boyle sistem kahrolsun boyle oranlar.. Ne kadar da bizden ne kadar da enternasyonel kardeslige isaret ediyor..

Siirle yuzles siirle sevis siirle kalk..!

travis and tyler durden dedi ki...

Aşkın,

Bu tavrını anlamakta güçlük çekiyorum. Sanırım Muro benim şiirlerimi okumuş olmalı. Yok böyle bir itham!!!!

Porsgemsheinark,

Saygılar sana ömür boyu, sanırım rh ikizimsin ve umarım o ikiz sensin. Kutlu bir gün ve an şu an.

Dizelerinin takipçisi oldum artık, bekliyorum.

GŞS

kaba dedi ki...

ben de bir şiirimi paylaşarak teşekkür etmek isterim sinan'ımıza.

ne zaman şampiyonuz diye bağırsak
kursağımızda kalıyor
söylesene bize hocam
takım neden oynamıyor?

:(

Gene Targeting: A Practical Approach dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Gene Targeting: A Practical Approach dedi ki...

travis ve tyler
özlemişiz biz sizi meğersem. uzun zaman olmuş ki çok. charliiie selam söyler.

hepi meri krismıs, yes

vi!

travis and tyler durden dedi ki...

Teşekkürler Gene but who were you kuzum?

aleppod dedi ki...

Muhterem Şair Genç Sinan Efendi,


Bu şiirinizi de öncekiler gibi severek ve beğenerek okudum. Özellikle şu mercimek çorbasının size tövbelenmesine kızmanız, bana ilaç fabrikasında çalıştığım dönemde haftanın beş günü bölmeli tepside mercimek çorbası içtiğimiz günleri hatırlattı, özlemle içlendim. Neticede eski her zaman cazip geliyor insana, zaten sonradan beyaz tabaklı düzene geçtiydik, fekat mercimek çorbası+emekçi ilişkisini koparmaya kimsenin gücü yetmez!

Sinan Beyciğim, bu ve önceki şiirlerinizde erken dönem İsmet Özel esintileri hissediliyor, (bu kötü bir şey değil tabii, keza Özel’den sonra gelip de ondan etkilenmeyen iyi Türk şairi vardır elbet, ama ben böyle kimseyi tanımıyorum) misal;

“hani dağılan ekmeğin buğusu” dizeniz, Esenlik Bildirisi’nde urgan satılan çarşıların kenevir kokmamasına içerleyen Özel’i hatırlattı bana; size hoyratlanan el kızları ile –yine- tövbelenen mercimek çorbası ise pek sevdiğim Aynı Adam şiirindeki şu dizeleri:

“yürürüm kömür ocaklarına, çapalanan hüzne,
Yürürüm hüzün ve ağrılar çarelenir,
Dağların esmer ve yaban telaşından kurtula diye
Torna tezgahlarında demir.”

İşin doğrusu Türkçe’yi (bi de şiiri) sevip de İsmet Özel’in Erbainini beğenmemek güç, zamanla politik duruşu mide bulandırıcı bir hal almış da olsa.
Eserinizin ekonomik yönünü ise değerlendirecek liyakatte olmadığımdan sizi internedden temin eddiğim bir başka büyük eserden bir alıntıyla selamlamak isterim:

“Fekat, ne çâre ki, az vaktde hâsıl olan o zenginlik, az
zemânda yok oldu.”

Cevâb Veremedi, Diyâ-ül Kulûb, Harputlu İshak Efendi, Hakikat Kitabevi, İslamboli, 2007

Şiirlerinizin devamını dilerim,sör.

Saygılarımla