10 Şubat 2009 Salı

TÜM RENKLER KİRLENİYORDU, İKİNCİLİĞİ BEYAZA VERDİLER!

Beyaz mı?
Eşya mı?
General Electric mi? Değil mi?????
Yahu ben ne yapayım Arçelik buzdolabını?
Vermem oyumu!!
O buzdolabını benim emekçim bile kullanmaz
Ki o benim emekçim belki de buzdolabına ihtiyaç duymaz
O nevi şahsına münhasır tabiatı ile,
O hiçbir zaman eve et alamayışı ile,
Tavuk hak getire,
Yaş üzüm rakısının buğusu,
Dondurulmuş havyar hayal!
Yemekteyize katılsa beş boş tabak sunacak!
Masa tam takır,
Belki de masa yok sehpa!
Yemekten sonra sürpriz olarak,
Emekçi arkadaşlarıyla oturma eylemi koyacak salonun ortasında!
Sloganlar atacak,
Suretinize bakarak alkışlayacak tüm bu olanları!
Yemek hazırlamak için kendisine verilen paraları,
Çocuklarının okul masraflarına harcayacak!
“Hiç beğenmedim boş tabağı” diyecek en yüzsüzünüz,
“Yemekten sonraki sürprizi hiç hoş değildi aynı Cumartesi anneleri gibiydi” diyecek bir diğeriniz!
Ki o,
“Gecekondu” gibi mükemmel bi club isminde oturan,
Çamaşır makinası sesinin uzaklarda yol alan bir trenin sesi ile karıştırıldığı bu coğrafyada,
Dondurma masal,
İçine koyacak bulaşığı olmayan,
Benim aç emekçilerime vermek?
Bu nasıl gaflet!
O zaman sormak zorundayım,
So?
Buzdolabını ne yapsın benim emekçim?
Çamaşır yahut bulaşık makinesini ne yapsın?
Vız gelir tırıs gider senin beyaz eşyaların devrim dururken!
Hey hey ! Kiziroğlu !!!
Devrim yapacak onlar!
Devrilecek her şey!
Tunceliyi dinliyoruım gözlerim kapalı!
Bombalar patladı uzaktan,
Kimse beyaz değildi,
Bu yüzden,
Tüm renkler kirleniyordu,
İkinciliği beyaza verdiler,
Üçüncü Okan oldu…
Tunceliyi dinliyorum gözlerim kapalı,
Birinci emekçiler, içim geçti…



Not : Evet sevgili şiir sapıkları! Söz verdiğim gibi yine geldim ama bu kez erken değil geç geldim. Siz de tatmin olun istedim. Çünkü şiir karşılıklı tatmin gerektirir ki anlatmaya lüzum görmüyorum seks gibidir. Okuyan ayrı yazan ayrı haz alır dizelerde. Dizeleri dizen ve dizeleri aklına düzen ayrı keyif alır. Şiirin tabiatı bu. Hangimiz bir Ağustos sabahı denize girmek istemez yahut hangimiz bir Mayıs sabahı yollarda haykırmak istemez ki? Misal ben isterim hem de çok. Geçen bir Mayıs Pariste olmasaydım eğer mesela kesin meydanlarda olurdum!!! Haykırırdım emekçilerin bu kutlu gününü! Emekçi hakkı gibisi yok bence ki kapıcılar da en önemli emekçiler. Hakkı da nerden baksan bizim 26 yıllık kapıcımız. Onun gibi emekçi görmedim ben. Hakkını sonuna kadar savunur. Devrimden ne haber Hakkı desem aidatı sorar. Öylesine görevine sadıktır. Nitekim bu şiirimde de sonuna kadar emekçilerin yanında oldum, onlara birinciliği verdim. Gözümü kırpmadım! Misal Hakkı bugün gelse kapıma dayansa “Sinan Bey çöp var mı?” dese yok derim. Olsa bile yok derim. Gider kendim atarım çöp konteynırına evin önündeki. Hakkı “Geçen bizim arabanın içine çöp atıyormuşsunuz Sinan Bey, görmüşler sizi, pencereyi açık unuttuk diye mi? Ayıp oluyor ama bizim de kendimize göre bütçemiz var ne yapalım o arabayı alabildik” dedi. İçim burkuldu. Onların bu kendine güvensizliğine mi ağlasam yoksa çöp konteynırlarını araba diye kullanmalarına mı ağlasam bilemedim. Ama yine de ağladım, Hakkıya sarıldım sevgili şiir hısımları. Hakkı da ne diyeceğini bilemedi ve “Neyse Sinan bey lütfen bir daha olmasın. Çöpünüz olursa siz bana verin, ben atarım, siz atamıyorsunuz” dedi. İşte bir emekçinin dik duruşu, hayatı göğüsleyişi buydu. İnanılmaz!. Hakkıyı alkışladım ve verdim eline çöp poşetini. Çünkü bir emekçi emek vermeden yaşayamaz nasıl ki bir manken podyumda yürümeden edemezse. Yeri gelmişken mankenlerin de günümüzün en büyük emekçileri olduğunu yadsımayınız, elinizden geldiğince onlara destek olunuz. Boyları uzun olabilirler, yüzleri aşırı güzel olabilir, deli gibi paraları olabilir lakin tüm bunlar onların emekçi olduğu realitesini değiştiremez. Onların da en büyük hayalleri devrim, bunu asla unutmayın. Nasıl emekçiler görseniz, nasıl gayretli, arzulu! Devrim düşüncesini asla kendinize hapsedip muhafazakarlaştırmayınız çünkü devrim bir nevi orta malıdır. Devrim herkesindir bunu asla unutmayınız. İçinde bitter lemon olmayan vodka olur mu? Bence olmaz. İçinde emekçi olmayan devrim olur mu? Bence olmaz. İçinde kafiye olmayan şiir olur mu? Bence olur! Bal gibi de olur! Şiire kimse kıyafetler dikmesin, kurallar getirmeye çalışmasın! Çünkü şiir en büyük devrimcidir!!! Yıkar geçer, kural dinlemez! O kadar!

MERHABA!!!

4 yorum:

alen dedi ki...

genç $airi de özlemi$tik. nice devrimlere.

travis and tyler durden dedi ki...

Teşekkürler alen dost.

GŞS

vaziyet dedi ki...

sayın travis ve sevgili tyler ayrıca gençliği kendinden menkul sinan beyler;
hasta la victoria siempre!

aldıkları beyaz şeyleri henüz evlerine elektrik denen icat uğramadığı için ahırda ineklerin yanına koyan eşhasa selamlarımı yollarım..

saygılar..

travis and tyler durden dedi ki...

O insanlarımız bu durumda beyaz eşyalarını masa yahut elbise dolabı olarak kullanırlar.

Hasta la vista vaziyet!

GŞS