6 Eylül 2008 Cumartesi

ÇALIŞKANLIĞI ARIYA KARINCAYA ENDEKSLEMEK




Şimdi misal bir uzay istasyonundasın. Adamın biri gelmiş astronotlara, bilgisayar, elektronik, makina mühendislerine, astrofizikçilere felan bakıyo sonra da diyo ki “Üff be arı gibi çalışıyolar” Al işte! Manyak mısın lan sen olm? Arı dediğin salak hayvan ortada gezer vız vız, uçar gider, bi çiçek bulup onu emer. Sonra da kovana geri dönüp sıçar. Boku da bal işte şanslı piçin evet! Ona bişey demiyom ama bu kadar lan o herifin olayı! Bu kadar!!! Evet bu kadar, zoruna mı gitti!! Sonra da senelerce kitap okumuş bölüm, doktora, mba ne varsa yapmış, gözü 18 derece miyop olmuş zavallı mühendislere layık gördüğün benzetmeye bak! “Arı gibi çalışıyo” Azına sıçim ben senin! Hem o arı piçlerinin kovanını bi elle bakim ya da yakınlaş gör bakalım noluyo. Sokmadık yerini bırakmazlar. Ama mühendisler öyle mi? Vur ensesine al önündeki lokmayı sesini çıkartmaz. Görmemezlikten gelir, önüne bakar. Akşam evine gidip odasındaki aynanın önünde kızgın kızgın “Senin ananı sikerim bırak onu lan!” felan der gizli gizli. Senden intikamını öle alır garibim.


Hem sanki diğer hayvanlar çalışmıyor amına koyim ayrıca. Hepsi çalışıyor. Düşün bir köpekbalığını. Tamam şimdi adam iğrenç, korkunç bi piç ama herif uyumuyor bile lan seni beni kemirmek için! Sürekli yüzüyo herif. Sen bi yüz bakim 2 saat ne biçim boğulursun. Hele insan. Ebemiz sikiliyor çalışmaktan. Ama yok işte sen istediğini yap, millet "arı gibi çalışıyorlar şerefsizim" yahut "karınca gibiler olm görsen kimse oturmuyor." diyor. Hep klasik edebiyat saçmalıkları bunlar. Protesto ediyoruz!!! Ya da bundan sonra “jaguar gibi çalışkan adam” ya da ne bileyim “ timsah gibiydi olm çocuklar saniye durmadılar” gibi benzetmelere geçiş yapmamızı kim engelliyor ben hiç anlamış değilim. Misal “vampir gibi çalışkan” bak ne kadar heybetli bi betimleme : ) İnsanın şevki artar bunu duyunca daha çok çalışır. Bırakın artık arıyı karıncayı. Hele karınca. Hay allam ya. Adam yerde ne bulursa çer çöp onu alıp evine götüren bi canlı ya! Evlerini görmeyi çok isterdim doğrusu!! Geçen yere sümük attım, kapıştı ibneler! Bildiğin sümüğümü yedi bu karıncalar. Neyse ya bana ne. Ne haliniz varsa görün.
Çalışkanlık öyle kimsenin tekelinde değildir arkadaş. Sadece bunu bilin yeter! Kurtulun lan şu kalıplardan, ezbere yaşamayın lan! Sakın da bana gelip beni bi arıya yahut bi karıncaya benzetmeye kalkmayın ağzınızı kalbini kırarım senin oracıkta!!! Netameli günler dileriz...

16 yorum:

chnnt dedi ki...

şimdi bu adam kalkmış bilok yapmış diye bu adama ''arı gibi çalışkan. yazı yazıyor sonuçta'' mi diyeceğiz ulan!?
mesela ''arı gibi'' kalıbını kullanıncaya kadar bir özel sektörde bilgi işlemde olan bir adama neden ''tekel bayi çalışıyor arkadaş bir dakka durmuyor'' gibi bir kalıp yeğlenilmiyor, neden oluyor bunlar? bunlara açıklık getirilsin. hıh...

paul gascoine dedi ki...

merhiba,
bilokunuzun ilk kez görme şansına sahip biri olarak mükemmel kelimesini kullanmam garibinize gitmez umarım.
hem zaten yazılarınızı da uzun zamandır takip ediyorum. onlar da güzel.
izin verirseniz size bir ödev vermek isterim. örneğin gidin bir karınca yuvasının önünde durarak karıncaları izleyin. yakın bi sigara gerekirse alın bi bira, oturun ve izleyin. bir tane duran karınca görürseniz sigara ile basın üstüne.
bi de aynı pozisyonda gidin timsahları izleyin. bütün gün gözler yarın suyun içinde yarı dışında kımıldamadan dururlar. bi tane gerizekalı antilop gelsinde şu kıyıdan su içsin diye beklerler. yine yakın bi sigara ve sürekli kımıldayan bi timsah görürseniz sigarayı kendi götünüze basın ki daha hızlı koşup kaçabilesiniz.
bi de gidin bi ofise ve sizin mühendis diye övdüğünüz zavallılara bakın. iki tuşa bassın sonra gitsin kaave alsın, gelsin e-maillerine baksın, facebooka girsin, yutub' dan video izlesin, myspace den müzsik dinlesin sonra eve gidip çok yoruldum amına koyiim çok stresli bi gündü desin.
onun için ööle işkemden sallamadan önce gözlem yapın, data toplayın, sonra yazın.
çoluk çocuk kerkes sizi okuyo, bu yazınızdan sonra bizim oolan ben mühendis olcam diye tutturdu. ayıp yani. hemen bi özür yazısı yazın.
ama yine de yazılarınız çok güzel. seviyor ve özlüyoruz sizi.
saygılarımla

travis and tyler durden dedi ki...

Sevgili paul gascoine,

Kusura bakma ama hayvanlar konusunda ne kadar cahil olduğunu anlamam sebebi ile sana cevap vermiyorum. Sen asıl git o dediklerini yap çünkü belli ki çok ciddi bilgi eksiklerin var gerek timsahlar gerekse doğal hayat hakkında.

Oğlunuz konusuna gelince maalesef sölemek lazım ki bu yazıyı okuyup hala daha mühendis olmak isteyen bi oğlun varsa direk eziktir kendisi. Söylenecek pek fazla bişey yok, oğlun ezik ve mühendis olmasında fayda var. Tabiyatı bu kaçış yok. Üzgünüm

Saygılar,
t&t

3 dedi ki...

olay tamamen bu hayvanların dehşet kalabalık sürüler halinde yaşaması, ve tip olarak birbirinden ayırt edilememesinden kaynaklanıyor ben çözdüm. bir sürüler, küçükler ve vızır vızır dolaşıyorlar. biz de paso koştururken gördüğümüz karıncalar arılar hep aynıları, adamlar tüm gün çalışıyo sanıyoruz. oysa üşenmese bilim adamları, kaplana timsaha yaptığı gibi her bi karıncayı arıyı tek tek etiketleyip 24 saat filme alsa, göreceğiz ki dışarda iki dakka çekidek kabuğu taşıyan bi karınca yuvaya girince ooh yatıp ense yapıyor ertesi güne kadar. o girer girmez yuvadan çıkanlarsa koloninin dünden beri yatan üyeleri.. bizse diyoruz ki hayvana bak o yükü bıraktı hemen yenisini aramaya çıktı helal olsun... bu yüzden bireysel bazda bir karıncanın bir kırkayaktan fazla çalışmadığına kalıbımı basarım. şimdi n'ooldu arılar kayboldu diyorlar misal. oysa olay kolonilerdeki basit bir zamanlama hatası bence... hepsi aynı anda yatmaya başladı adamların.

kaba dedi ki...

bence televizyonlarımızda yeterince belgesel ve kültür programları yayınlanmıyo ondan oluyo bunlar.

travis and tyler durden dedi ki...

Sevgili 3,

Mükemmel açıklamışsın mevzuyu,bravo! Katılıyorum sana.


Sevgili kaba,

Sana da

Saygılar,
t&t

Goddess Artemis dedi ki...

"- Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım!"

ryan giggs dedi ki...

sayın travis,
on yıldan fazla bir süredir bilokunuzu takip eden ve analiz eden biri olarak şu sorunun hakkım olduğunu düşünüyorum, aynen tüm bunların sizin hakkınız olduğunu düşündüğünüz gibi,
halk arasında tür ayırtetmeksizin af buyrun "hayvan gibi..." diye tabir edilen bir tanımlama vardır. sevdiğimiz / sevmediğimiz her durumda kullanırız; hayvan gibi vuruyor, hayvan gibi dövüyor, hayvan gibi koşuyor, hayvan gibi yüzüyor, hayvan gibi çalışıyor, hayvan gibi yatıyor, hayvcan gibi sigara içiyor, hayvan gibi rakı içiyor, çok af buyrun hayvan gibi sikişiyor.... gider bu.
nedir bu allahınaşkına, biri anlatsın hemen, nedir bu normal?
saygılarımla

travis and tyler durden dedi ki...

Sevgili ryan,

Öncelikle premier lig topçularının blogumu takip etmesi çok hoşuma gidiyor. sonralıkla sorunun cevabına geçelim.

Elbette hayvan gibi adlı betimleme sanatımız çok revaçta insanlık retoriğinde. Çünkü neden? çünkü binlerce hayvan var. Ve bu binlerce hayvanın hepsinin de kendinde has dominant bi özelliği var. Biz insanlar da kısa yoldan anlatımımızı kuvvetlendirmek için o dominant ögeye gönderme yaparız. Misal hayvan gibi yatıyor deyince ayı gibi kast edilir 6 ay uyur gibi geğirerek horlayarak manasında, misal hayvan gibi yüzüyor denince köpekbalığı gibi yüzüyor hızlı ve soğukkanlı, misal hayvan gibi rakı içiyor denince benim gibi içiyor manasında, misal hayvan gibi koşuyor denince usain bolt gibi koşuyor manasında, misal hayvan gibi uzun denince zürafa gibi uzun manasında.

Umarım misaller seni doyurmuştur ryan çünkü hayvanlar gibi misal verdim sana. (Misal hayvanlar gibi misal verdim manası ise bi hamsi sürüsünü düşün bi sürü yani )

Saygılar,
Sağ kanattan sevgilerle
t&t

ışıl dedi ki...

Sayın t&t, makalenizi okudum.Beni derinden etkiledi.Bunun üzerine en yakınım olan kedi hayvanına konuyu açtım, danıştım. O da doluymuş baya. Yapıştırılan nankör damgasından çok rahatsızlık duyduğunu, pek çok çalışkanlık özelliğinin bilhassa kendisinde olduğunu beilrtti. Ve şöyle devam etti sözlerine: Eskiden kediler ve karıncalar çok iyi dosttu. Birlikte barış içinde toprak altında yaşadık. Tüneller kazdık, borular döşedik. Ve küçük oldukları bahanesiyle karıncalar her işi bizim başımıza attı, yani çok emeğimiz geçti. Fakat gerçek birer nankör olan karınca milleti ne yaptı..Basına yanlış ve taraflı bilgiler sızdırdılar. Yok onlar çalışkanmış biz ise nankör...
Yani böyle t&t, bu da böyle biline...

travis and tyler durden dedi ki...

Sevgili ışıl,

Paylaşım için teşekkürler,

t&t

perloneth dedi ki...

efendim mevzuya bahis ifadede, arı gibi ve yahut karınca gibi çalışmak uçmaktan kasıt azimdir istektir ve belki de en önemlisi niyettir. yani harekete geçilmeden bir "an" öncesi kat'i olarak ilgisizdir.

bu "nüans" hatta daha vurucu olmasi kabili ile "kırılma noktası"; arı-karınca ve insanın sahip olduğu databaselerinden ileri gelmektedir. gelmeyebilir de.

travis and tyler durden dedi ki...

Sevgili perloneth,

Yani sen şimdi arıları mı tutuyosun? Benzetme gayet yerinde mi diyosun? Anlayamıyorum?!

Saygılar,
t&t

perloneth dedi ki...

tabi ki yerinde! ama nasıl? biz benzetmeleri niçin kullanırız? aileden örnek verelim;

act 1:
- anneeee sınavdan 90 aldım.
- hıı iyi.. senden yüksek alan var mı peki??
- var yaa bi kaç kişi işte..
- onları da geççehnnn!!

act 2:
- anne ya 50 aldım.
- yuh eşşoulueşşek!
- diğer herkes sıfır aldı.
- sanane onlardan hayvanoğlu!

annelerimiz burda bizden insanların iyi yanlarını almamızı kötü yanlarından sakınmamızı amaçlar. benzetmeyi böyle görmek lazım. ama aslında hayvanın değil de benzetmenin niyeti önemli olabilir. ima falan da olabilir. gizli imalar böyle. sinsice. onlar ayrı. ama niyet önemli nihayetinde.

travis and tyler durden dedi ki...

Sevgili perloneth,

Sana bişey sorucam ; Sen arı mısın ?

Saygılar,
t&t

perloneth dedi ki...

ah sevgili tt, şaka yapıyor olmalısın.