9 Nisan 2009 Perşembe

LASTİĞİ GEVŞEK AŞÖRTMEN...

O gün odamda oturmuş bowlingi düşünüyordum. Bir şeyler üretmek yerine yıkımı seçmiş bir oyundu bowling. Bu hali bile doğaya ne kadar özdeş bir oyundu. Gözlerim yaşardı, duygulandım. Doğada aslen her şey yok olmaya mahkumdur, yıkılmaya, yok olmaya. Entropi denen bir şey var nihayetinde. Bir bowlingci olmaya karar vermem koridora çıkmamdan az evvel verilmiş bir karardı. Gözlerimi bir köstebek gibi kısıp mutfağa doğru yol aldım.





Uzun koridorumuzun sonuna kola şişelerini, zeytinyağı şişelerini, annemin parfüm şişesini, sirke ve nar ekşisi şişelerini güzelce dizdim. Babamın dün pazardan aldığı karpuza güzelce 3 adet delik açtım. Parmaklarımı sokup denedim. Adeta şahsım için tasarlanmış özel bir bowling topum olmuştu. Parmaklarım kelimenin tam anlamıyla cuk diye ses çıkararak oturmuştu deliklere. Gülümsedim. Derhal atışımı yapmak üzere yerimi aldım. Güzelce gerildikten sonra bowling topumu bütün kuvvetimle fırlattım labutlara doğru. Mükemmel bir atıştı. Şişeler büyük bir gürültü ile patlamıştı. Sadece bal kavanozu ayakta kalmıştı. Onu devirmem çok mühimdi. Yoksa bana puan yoktu. Dolayısıyla mutfağa gidip diğer karpuzu aldım. Ona da malum delikleri açtıktan sonra iş bilir hareketlerle parmaklarımı yerleştirdim. Nişanımı aldım ve fırlattım. Ve evet bal kavanozu da tuz buz olmuştu. Koridorun sonu görünüyordu. Tekrar düzenleyip yeni puanlar almak için sabırsızlanıyordum. Evde bowling topu bitmişti ama bakkal Mehmet Amcada daha bi sürü vardı. Koridorun sonuna doğru yürüdüm.

Koridorun sonu tanınmaz haldeydi. Bal, zeytinyağı, parçalanmış karpuz parçaları ve suyu, kola, sirke, cam parçaları, nar ekşisi hepsi birbirine girmişti. Bowlingin ne kadar zor bir spor olduğu buradan bile belliydi. Birden odamda açık olan pencereden içeri giren sinekler doluşmuştu ortama. Yerlerden de karınca sürüleri sökün etmişti. Gözlerim belerdi sevinçten. Doğanın kımıldanmasına şahitlik ediyordum. Hayat sürprizlerle doluydu. Evin tüm pencerelerini açtıktan sonra derhal yerden avuçladığım karışımları kafama gözüme sürmeye başladım. Tüm vücuduma sürdüm. Aşörtmenimi de sıyırıp bacaklarıma her yerime sürdüm bulamacı. Sonra da lotus oturuşu ile hengamenin ortasına kuruldum. Sessizce nefes alıp vermeye başladım gözlerimi kapatıp.




Tüm vücudumu karıncalar sinekler kaplamıştı. Arıların gelmesi de uzun sürmedi. Bi kaç tanesi soktu ama yerimden kımıldamadım. Zevk içinde inledim. Doğanın bedenimde gezinmesi, yeni olasılıklara kucak açması içimde tarifsiz keyifler tutuşturuyordu. Ara ara gözlerimi açıp ortama bakıyordum. İnanılmazdı. Tam bir jungle gibiydim. Envai çeşit böcek üzerimde geziniyor sevinç içinde bacaklarını birbirine sürttürüyordu. Doğanın, evrimin, hayatın bir parçası olmaktan gurur duyuyordum.




Annemin çığlığı bowling salonunu inletti. “Bey yetiş!!! Evi böcekler basmış!” “Kimsenin bi yeri bastığı yok anne. Lütfen olayları saptırma. Her şey bowlinge gönül vermemle başladı. Böcek dostlarım da beni izlemeye geldiler.” dedim. Babamın mağluplara özgü, özgüven eksikliği hissedilen küfürleri labutlara çarpıp sineklerin kanat çırpışlarından sekerek kulaklarımda patladı. “Lan sen ne diyon gene!!! Seni böcek gibi ezerim laaaan!” Hakkı vardı. İstese ezebilirdi ve bu hiç iyi değildi. Babamın koridordaki Servet deparını görünce derhal ayağa fırladım. Ayağa kalkar kalkmaz ayaklarım yerden kesildi ve acemi bir buz patinajcısı gibi gerisin geri yere kapaklandım. Her yerime cam parçaları girmişti. Bazı böcekleri ezdiğimi görüp saniyeler içinde onlar için yas tuttum. Yerde duran aşörtmenimi kapar kapmaz balkona kaçıp kapısını kapattım. Babam balkon kapısının camlarına gelmiş yumrukluyordu. Annem “Ayvalıktan yeni gelmişti o zeytinyağı ühühü” dedi. Babam “Lan elbet sen o balkondan içeri gelecen. İşte o zaman ben gösterecem sana dünyanın kaç bucak olduğunu!” dedi. “Gerek yok baba, ben zaten biliyorum dünyanın kaç bucak olduğunu, 7 adet anakara var dünyada. ” dedim gülümseyerek. Babam bunu duyunca artık anlaşılmaz sesler çıkarmaya, balkon kapısının camında garip görüntüler vermeye başladı. Onu öylece bırakıp balkonun en uzak köşesine, kapıdan görülemeyen köşesine doğru tırıs tırıs ilerledim.

Annemin hiç durmayan serzenişlerinin eşlik ettiği, ara ara bana oğlum iyi misin seslenmeleri ile bölünen, saatlerce süren temizliğinden sonra bowling salonu kullanıma tekrar açılmıştı. Güneş batmıştı. O gece balkonda kamp kurmaya karar verdim. Ev tekin değildi. Karanlıklarda bir yerde babamın bana pusu kurduğunu hissedebiliyordum. Ayaklarımdaki ve kollarımdaki cam parçalarını çıkardıktan sonra mikropları öldürmek için üstüne işedim ayaklarımın. Kollarıma da işemeye çalıştım ama tazyiğini yitirdi. Ben de tekrar ayaklarıma işedim. Sonra yere uzandım. Gökyüzü yıldızlarla doluydu. Uzayın karşısında ne de küçüktük hepimiz. Burnumun ucunda bir karınca durmuş o da göğe bakıyordu benimle beraber. O daha da küçüktü. Onu görmek için zorladığım artık şaşı olmuş gözlerimden bir damla yaş süzüldü. Karınca gözümden süzülen yaşı bişey sanıp yanaklarıma doğru peşi sıra hızlandı. Hayat devam ediyordu ve bu çok güzeldi. Aşörtmenimi koltukaltıma kadar çekip, cenin pozisyonu alarak uzayın içinde uykuya daldım…

20 yorum:

shenem dedi ki...

bowling de bir gün ben de şaklabanlık olsun millete, gülelim die, sol elle atış yapiim dedim,o da ne,inanamadımmm!!solla devirdim tüm bagetleri:S..o gün bu gündür sol elimi kullanıyorum bowlingde,haha:))
sen de denemelisin

bahtsız bedevi dedi ki...

Çok güzel tasvir ediyon tirevis. Tahayyül gücüm epey kuvvetlendi sayende. Bişi merak ediyom, eşortmeni koltuk altlarına kadar çekince, aşörtmenin kıçına girip seni rahatsız etmiyo mu? Bi de o görüntüyü tahayyül ediyom, takım taklavat sağdan veya soldan pörtlemiş. Çok çirkin bi görüntü.

gerisi önemli değil... dedi ki...

bowling şahsım için lebowski dir. bir an sizi labut olmuş kavanozlara çarparken hayal ettim. evet evet, kesinlikle böyle olmalı, o bal, yağ, reçel, çeşit çeşit iksirler, ısırgan özleri yerlere saçılamaz. şaşı olmuş gözlerinizi düzeltmek için yaptıız bunları. ben inanıyorum buna, harbi bak!!!

tabii yazıyı okurken bob dylan- the man in me eşliğinde okuyayım dedim. öyle yaptım, acayip iyi gidiyor. sanki doğayla bütünleşiyorsunuz, evin içinde değil, gözyüzüne yükselen merdivende oynamışsınız. valla bak!!!

mybraveface dedi ki...

kahramanimizin babasi aksam yemeginden sonra icecegi iki duble raki icin karpuz istediginde ne oldu acaba? bu ilk tepkisinde karpuzun farkdinda degildi daha...cok merak ettim..

JustAddWater dedi ki...

Kesinlikle filme çekilmesi gereken bir başyapıt olmuş bu. Gerçekten de sözün bittiği yermiş burası. Tebrik ediyorum.

kaba şimşek dedi ki...

artık kesinlikle eminim bu adam batuhan karadeniz arkadaş!

travis and tyler durden dedi ki...

Sevgili shenem,

İnanılmaz


Sevgili bahtsız bedevi,

Öncelikle çok teşekkürler : )Sonralıkla bunca yazının içinden o enstantaneye zum yapmanız laksjdlkjasd neyse cenin pozisyonunda takım taklavat arkadan pörtler efenim.


Sevgili gerisi önemli değil,

Duygusal anlar yaşattın bize. Az daha ağlıcaktık : )


Sevgili mybraveface,

Çok haklısın. Yazık adama. Beyaz peynirle idare edecek artık.


Sevgili JustAddWater,

Çok teşekkürler efenim : )


Sevgili kaba şimşek,

...

Selim Isik dedi ki...

Sevgili T&T,

Fazlasıyla özlemiştim lastiği gevşek aşörtmeni :) Eğer istek yapmak mümkünse :) kriket, badminton, lakros, bobsleigh, rafting sporlarını da denesin Lastiği gevşek aşörtmen.

Seçimler de bitti, artık daha çok anlatırsın umarım Lastiği Gevşek Aşörtmeni.

travis and tyler durden dedi ki...

Eywallah Selimciim. Fazla da yazıp işin bokunu çıkarmayayım diyorum ondan seyrek seyrek döküyorum.

dalyarak dedi ki...

çıkmadı mı trafik çıkmadı mı?

Jondaff dedi ki...

gözlüklü lotus:)
sevgili travis, bu aşörtmenli oğlana iyi bak. ben çok üzülüyorum ona. imkansızlıkların içindeki hayal gücü o. en yakın zamanda pilates yapmasını diliyorum. ebru şallı dvdsi hediye edicem. oradan çalışsın. kıyamam

3 dedi ki...

cenin pozisyonu alarak uzayın içinde uykuya dalmak.. nasıl nefis bi tariftir bu ya.

travis and tyler durden dedi ki...

Sevgili Jondaff,

Teşekkürler, beleş dvd ne tatlı : )))


Sevgili 3,

: ))))

ice truck killer dedi ki...

şimdi biliyosunuz böle bi kral var arthur diye bı de bunun saz arkadaşları var yuvarlak masa şövalyeleri diye bu afacanlar kutsal kasenin peşinde diyar diyar geziyor maceradan maceraya atlıyor. mesela diyorum bu artur denilen monarşik pezevengi bizim aşörtmen oğlanla, kaseyide esra erör pornosuyla değiştirsek nasıl olur ? aksiyonun maceranın dibine vururuz bence, he ne dersin t/\t ?

travis and tyler durden dedi ki...

Sevgili ice truck killer,

Mahlasının etrafa yaydığı soğuk ürküntüye rağmen olmaz diyorum. Aşörtmen böyle birisi. Bence böyle olması da gayet iyi : )

Reaktif Kirpi dedi ki...

Sınırlı bir ortamda sınırsız potansiyelin sıkışıp kalarak harcanmasının dramatik sembolizmi...
Öylesine lirik, öylesine epik...
İbretle ve içim parçalanarak okuyorum :,(((

travis and tyler durden dedi ki...

Sevgili Reaktif Kirpi,

Ne de güzel betimlemeler bunlar. Many thanks indeed...

vaziyet dedi ki...

sayın travis ve sevgili tyler;
ne demiş bakunin abimiz: "yıkma dürtüsü yaratıcı bir coşkudur"..

selamlar..

travis and tyler durden dedi ki...

Evet sevgili vaziyet, çok güzel lafları var o Bakunin denen adamın. Çok iyi : )

Adsız dedi ki...

yazıyı sevmedim. senin çalışma saatleri veya komple çalışmakla ilgili bi entry vardı, nooldu o? merak ediyorum