9 Şubat 2010 Salı

LOST 2. SEZON 17. BÖLÜM NOSTALJİ SERİSİ

bu akşam 17 inci bölümünü izleyeceğim canımdan çok sevdiğim dizi.
ve bugün şiir yazdım sana! evet lost! bu şiiri sana yazdım, senin için. only for you babe : )))

neyse şiirimin adı "lost" hahaha evet çok düşündüm bu ismi... az evvel sesli okudum şiirimi ve ağladım sözlük. hem de o istiklal marşı okuyan ilkokul kızçocuğundan çok daha fazla !!!

lost

lost izliyorum, gözlerim kapalı
önce hafiften bir rüzgar esiyor; götüm atıyor
yavaş yavaş sallanıyor
yapraklar, ağaçlarda;
uzaklarda, çok uzaklarda,
the others ın hiç durmayan fısıltıları
lost izliyorum gözlerim kapalı.

lost izliyorum, gözlerim kapalı;
yaban domuzları geçiyor, derken; fısıltılar
yukseklerden, the others, çığlık çığlık.
ağlıyorum korkudan,
bir kadının suya değiyor ayakları;
kate mi acep diye gözlerimi aralıyorum,
yok değilmiş, lost izliyorum gözlerim kapalı.

lost izliyorum, gözlerim kapalı;
serin serin mağara bölgesi
cıvıl cıvıl sahil
kutup ayısı dolu ormanlar
çekiç sesleri geliyor hatchlerden
güzelim bahar rüzgarında kate kokusu ;
lost izliyorum, gözlerim kapalı.

lost izliyorum, gözlerim kapalı;
başımda eski bölümlerin sarhoşluğu
loş çadırımızın içinde kate ve ben, ne tatlı
dinmiş nefeslerimizin uğultusu içinde,
fısıltılar duyuyorum dışardan götüm üç buçuk atıyor !
lost izliyorum, gözlerim kapalı.

lost izliyorum, gözlerim kapalı;
locke keltoşu geçiyor sahilden;
bi havalarda böyle, sırt çantasıyla,
birşey düşüyor elinden yere; göremiyorum gözlerim kapalı,
kesin bi piçlik peşinde ;
lost izliyorum, gözlerim kapalı.

lost izliyorum, gözlerim kapalı;
bir kuş çırpınıyor kate in eteklerinde;
şöle kızartıp da yesek şu kuşu diyorum, açım
alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum kate; istersen jack e bi görün.
dudakların ıslak mi, değil mi, biliyorum; gel öpüşelim diyorum.
beyaz bir ay doğuyor sazlıkların arkasından, dolunay ve dharma işareti var üstünde,
artık bu kadarı da fazla deyip tam intihar edecekken korkudan,
hurley nin sesinden anlıyorum; bu defa the others değil,
kate i beğeniyorum...



mükemmellik silsilesi. lanet olsun ki 17 inci bölüm de bitti canımdan çok sevdiğim dizimin. alıştık tabi tak yeni bölümü, çıkar eski bölümü izlemeye bu şekil hiç hoşuma gitmiyor a dostlar. bekle baba bekle nereye kadar. allahsızlar ulan !



sonunda kapaklar indi bi şekil hatch in. neden olduğunu anlayamadık ama. sanki the others bunları hatch in içinde izliyor gibime geliyor. yoksa michael in yalnız kaldığında walt ile çete zorlanması, locke un yalnız kaldığında garip sesler duymasını başka türlü açıklayamıyorum. ( bi bunu açıklayamıyorum mına koyim yani gerisi komple açık bende hahhahaha ) bi de amerikan cafeleri tarzı o oturma grubu ve masasının yanındaki jaluziden şüpheleniyorum. onun arkasında bi yer var. sanki oradan izliyolar ya da her neyse. bi yerde gizli kamera var işte.

17 inci bölümde dahi locke un hala nasıl sakat kaldığını görmüş değiliz. babası doğal olmayan bir şekilde locke a oyunlar sergilemeye, kışkırtmaya devam etti. sanki zorlanmış gibi sakat kalmaya herif.

hatch in kapakları indiğinde salak bi şekilde altına girdi locke. whats done is done di mi göt! al o zaman. yine sakat kalıcan işte. ( locke olayında bir iş var olm. içinde lock da var çünkü hahah kilidi bu çözecek dizinin kesin.) bence bu işler henry nin bi şekil bunların güvenini kazanması için the others tarafından tertip edildi. sonuçta henry yalandan yere düşüp baygın numarası çektikten sonra havalandırmaya çıkıp karşı tarafa indiğinde süre bitmişti zaten sayıları girmek için. kronometre tuttum olm!!! çat kestiler elektriği, çaktılar florasanlı sinek kovucuyu, çıkardılar ortaya cillop haritayı. locke da gördü bunu. tertibe bak sen. yemezler. demek ki koftiden giriyolar o sayıları. bi bok olacağı yok. bunların olduğu hatch zaten cancel edilmiş hastalıktan sonra. tabi şimdi kendine saklar bu locke piçi yine bu harita olayını da.

haritayı kim çizdi sorusu ise şimdilik ben de desmond dan önce burada kalan kardeşe denk düşüyor. yoksa desmond un bu detayları çıkaracak kadar adayı bunca gezebilme lüksü yoktu, bilgisi de yoktu. malum 108 dakikada bi sayıları pompalamış herif 3 yıldır. gerçi hepsi yalan da olabilir bu bilgilerin. bi de cv ne mına koyim ?

sayid koçum ise sözde henry gale in yalan söylediğini sorgu esnasında gözlerinden anladığından, mezar leşkerliği yapma pahasına ispat etti şimdilik kimliğinin henry gale olmadığını. six feet under daki gay zenci polismiş meğer henry gale hahahha. locke piçinin sayid in sevdiceğinin amerikadaki evini kontrolden geçirmesi de artık ada öncesi hayatlarında karakterler arası bağlantılara yeni bir halka takmasından başka bişi değildi sanırsak.

bu arada dün farkettim bunu da. nedir kardeşim bu sayid koçumun çektiği? adam her sevdiğinde acı çekiyor eşşek gibi. nadia yı sevdi gelmedik kalmadı başına, shannon u sevdi yine bi sürü şey geldi başına. lan batı sabrımızı taşırma. doğu insanı sevemez mi lan doğru dürüst? bunu mu demeye getiriyonuz? sürekli salya sümük müyüz lan biz yani aşk içinde olduğumuzda? terbiyesiz seks manyakaları, duygusuz piçler !!!

dharma adlı netameli örgütlenmenin abuk bir yardım paraşütü ise bizimkilerin göbeğine düştü. işler bi acaipleşiyor bakalım.acep dharma bizimkilere mi yolladı bunları yoksa rutin bişey miydi ? bilmiyoruz.

jack ilen sawyer koçumun poker sahnesi ise nefisti. yenildik ama mühim değil hepi topu 3-5 armut. jack senden bi bok olmaz olm. bi de silahları istediği an alırmış. nah alırsın götlek!!! yürü olm sawyer ! aynı ben.

claire de yine bebeği hastalandı sandı. başka da bi sandığı yok zira tüm sandıklar ya hatch de, ya da sawyer koçumda hahah içleri tampon, ilaç, sigara felan dolu.
.
ve son olarak kate yavrumda. kelebek gibi sekiyor adada şu sıralar, etliye tuzluya karışmıyo bi süredir. hep böyle kal kate. evinin kadını ol işte böyle, bir kadının yeri mutfaktır kate bunu sakın unutma hahahah

ah ulan nasıl beklicem ben şimdi 18 inci bölümü. sözlerimi bitirirken previously on lost ve 4 8 15 16 23 42 diyor, yüzlerinizi bir kutup ayısı gibi tırmıklıyorum sevgili lost severler... netameli günler dileriz...

2 yorum:

Enteldantel! dedi ki...

Gözlerin kapalı izlemesen iyiydi aslında. Sawyer Jack filan, güzel şeyler bunlar. Ülkemizde de görmek istediğimiz hareketler :/

Travis and Tyler Durden dedi ki...

Şiir be o şiir!! Allan enteli anlamıyon metaforlarımı!!